ZİLE HAKKINDA

 

Ortalıkta dolaşan bir  rivayete göre yastık altında en çok para saklayan insanların bulunduğu ilçedir,Hatta ulusal televizyon kanallarında genel kültür  sorusu  olarak dahi sorulmuştur.

Geçimini Ticaret,Tarım ve Hayvancılıkla sağlandığı güzide ilçemizin. zenginliği dillere destandır.
Bütün Bunların Yanında Zile sosyetesinin yaşayış şekline büyük illerde bile zor rastlarsınız.

Sivas-Samsun demir yolunun tam ortasında (Sivas a da 4 saat Samsun'a da) düz bir arazi üzerine kurulu sevimli ,Etrafı yüce dağlarla çevrili , orta kısmında enteresan tepeleri olan  ilçe.
Tepelerden ilki Hüseyin Gazi Tepesi
İkincisi,Güvercinlik Tepesi
Ücüncüsü Sivri Çal
Dördüncüsü  Zile şehrinin tam ortasında bulunan mamur Zile Kalası.

Zilenin "Yaşam Biçimi" Gelenek ve göreneklerine sağdık ,annanelerini saygın tutup ,kuşaktan kuşağa iletilen, yaptırım gücü olan kültürel kalıntılar, alışkanlıklar, bilgi, töre ve davranışları hala devam eden bir yaşayış bicimidir.

Şive Anadolu'nun renklerindendir . Zile Türkiyenin belkide en komik şivesine sahiptir. Şive yöresel kültürlerin devamlılığını  sağlar, şive bizi biz yapan değerlerdir,  ebebeynlerin  şiveli konuşması mutluluktur... Şive Zileli olduğumu bana tekrar hatırlatır ve her seferinde iyi ki buralıyım dediğim olur.Hatta bazen bende şiveli konuşmaya çalışırım; Babanem kadar güzel ve canayakın olmasa da..

Son derece saftır insanı.Zileli rehber bile kaleden memleketini anlatırken rahatlıkla " Halkı Aşırı Saf,Gelişmemiş bir Yerdir" diyebiliyor ve bahane olarak da " coğrafi konumundan ötürü",
Zileyi gezmiye gelmiş arkadaşımdan işitmiştim ilginç "Kadın ve Erkek tuvaletleri arasındaki mesafe çok ilginç. biri alt kattaysa diğeri üst katta. Biri kalenin bi köşesinde diğeri başka bi köşesinde.
Pekmezin tadına bakmak için esnaftan kaşık istiyorsunuz " Abla Ekmek'de Vereyim mi" deyip dalga geçebiliyor grubunuzun yanında,

Leziz baklavaları, kürdan gibi sarmaları ile kendine has , çok geniş bir yemek kültürü vardır  bilinen yemekleri lezzette mükemmeliyete vardırırlar.Zilemizin yemek kültürü de oldukça zengin ve iştah açıcıdır., etli dolma, bakla dolması, keşkek, yayla çorbası ,Toyga çorbası,ıspanaklı börek, işkembe paça çorbası, cevizli kete, Haşhaşlı kete,Yağlı kete,bezli sucuk, bat gibi yemeklerin yanında birde Zileli aşıkların ,Zile türküleri söylenirse yemek meclisleri daha mutena daha keyifli olur vesselam.

Zile ahalisi yemekleri çok leziz olduğu için, misafirlikte dahi önlerinden kaçıracaklarmış gibi iştahla yiyen, yemeğin başı, ortası, sonu demeden az miktarda Zileli gibi geğiren, desinler delisi, yüze gülüp arkadan konuşmayan, Senden hiç hoşlanmasalar dahi çok leziz yemekli misafir ağırlayan, akrabalığa hadinden fazla önem veren, Zile bağlarında semaverli çay partileri bağımlısı olan, her durum karşısında altta kalmayarak farklı görüşler  sergileyebilen, bilgi sahibi olmadıkları halde bilgiçliğe soyunan, tüm bunlardan sonra yine de kalpleri çoğumuzdan temiz ve saf olan insanları vardır.

Salı ve cuma günleri  kurulan pazarda Bereket duası yapılır.  megafonlardan yayınlanan duayı duyduklarında şehir stadyumunda futbol oynayan oyuncular bile hem top sürer, hem elleri havada dua ederler, etmeyeni kınarlar.

Tüm yurda örnek olması gerekecek şekilde Çerkes, Kürt,Laz, Gürcü ve daha sayamadığım niceleri gibi her milletden ,ırktan insanlar yıllarca beraber yaşamış,birbirlerine kız alıp vermiş ve  halen de huzur,mutluluk içinde yaşamaktadırlar.

Aynı zamanda Belediye  ilan servisinden bol bol ilan verilen  ,canlı neşeli bir toplumdur, ömürleri ve boyları Türkiye ortalamalarına göre daha uzundur.

Zile caddelerinde  Renault Toros ve 12lerden oluşan trafiği, sayıları artan Zile zenginleri sayesinde yavaş yavaş kişiliğini yitirip ,yerini Toyotalara, Focuslara ,Passat ve Hunday ilere bırakmaya başlamıştır.Daha eskilerde caddelerde pön pön dolaşan sepetli Rus moturları,şimdilerde plakasız mopet ve mobiletleri ile de ün yapan ,ilçemizde son zamanda bir "hızlı motür" furyası baş göstermiş, kawasaki ninjalar cirit atmaya başlamıştır,hatta dernekleri bile vardır motürcülerin.

Sokakları mis gibi(!) gül  kokar, belediye arabasının su sıkarak yaptığı temizlik esnasında üzerinize sıçrayan ya da üzerine bastığınız çamur, çamur olmaktan çok uzaktır.çamuru dahi organiktir. Önemli günlerde Belediye arabalarından Zile ahalisine gül suyu sıkılmaktadır.

Son tespitlerimize  göre sokaklardaki tezek kokusu LPG kokusuyla yer değiştirmiş Zile trafiğindeki her 10 aracın 9unun LPG'li, 1inin ise şüpheli olduğu bu yerde ortalık artık LPG'li araç egsozu kokusu vardır. bir çoğu özel bir LPG deposuna sahip olmayıp ev tüpünden bozma depolarla gezen Zile "Reno"ları da Türk milletine LPG gazının araçlarda kullanımının ne kadar tehlikesiz, ne kadar uysal bir davranış olduğunun göstergesidir . Zira LPG'li araçlar öyle çabuk patlasaydı, Zile sokakları her gün harabeye dönerdi Allah esirgesin.

Ona buna kendilerince isim takmakta üzerlerine yoktur Zilelilerin. eylem ve nesne tanımlama güçleri had safhadadır.

Bir kaç örnek vermek gerekirse:

----Onbir Gatlı: İlçenin göbeğindeki büyük Zile Oteli'nin halk arasındaki adıdır. Evet bildiniz bina 11 katlıdır.12 Gatı yapılmamıştır.

----Çoğdürmenin Tahtası: Tahtaravalli denen oyuncağa çocukların taktığı bir isimdir. Anlamını kendileri de bilmezler.

----Elli Ayakh'lı: Elinden iş gelen, Becerikli olan hanım kızı tanımlar bu tabir. Nedendir bilinmez, erkekler için kullanılmaz.

----Soyulmuş Yumurta Abi: Beyaz tenli, Akça pakça anlamındadır.Yine sadece kadınlar için kullanılır kızların umrunda mıdır bu cümleler ,bilinmez...

----Ötürük: . Şiddetli ishal hali , ötürmekten geldiği yönünde rivayetler söz konusu.

----GaraŞimşek: Yeşil mercimek çorbasıdır.Renginden olsa gerek, hızlı hazmından olsa gerek böyle bir benzetmeye gidilmiştir.

----Pöong: Belediyenin  en büyük hizmeti , bulvara kurulan havai fişek şeklindeki ışıklara verilmiş isimdir. Bu ismin orijini dikilen direklerin yaptığı çeşitli ışık oyunları içerisinde bir tanesinin durup durup "pöong!" diye bir fişek edasıyla patlamasıdır. işin daha da enteresan yanı hiç ses çıkarmayan bir hareketi seslendiren böyle bir tabire tüm ilçe hemen alışmıştır. "kaptan pöongde at beni." diyen yolcuya soförün cevabı "birincide mi ikincide mi?" şeklinde olur.

----Nacakhlı Oğlan: Bu son bombalardan biridir. Bu örnekte doğrusunu bildikleri halde halk levyeyi, nacak etmişlerdir, bu iki nesnenin  ilişkisini nasıl kurmuşlar? çözemedik bilen var ise yorum atabilir

Nacaklı Oğlan ise son zamanda yine karşımıza, ekranımıza çıkan Gordon Freeman'dan (Half-Life dizisinin hayalî baş karakteri) , başkası değildir. İnternet kafe gençliği sıklıkla kullanır.

Zilenin adı en çok değişen yerlerden biridir. Hititlere kadar uzanan tarihinde, sırasıyla Zela, Zelitid, Zelitis, Anzilla, Gırgıriye (Karkariye), Zeyli, Silay, ve nihayetinde Zile adıyla geçmektedir. Bağları bahçeleri çok güzeldir, özellikle kiraz zamanında gidip görülmeye değer bir yerdir.Bağlarında Onbir Gatlıyı aratmayacak şekilde imar edilmiş evler restauraonlar havuzlar vardır.

Veni Vidi Vici yazan ünlü taşı olduğu yerden kaldırıp Belediyenin bahçesine koyduracak kadar olan ilginç olan Belediye Teşkilatı,  Büyük bir otele (Onbir Gatlı) sahiptir. Ama çalıştırmayı bilemezler Otel odalarının tavanında aydınlatma sistemi yoktur, ama muhteşemdir! fakat  kablosuz interneti cayır cayır çalışıyor.

Camileriyle ünlü Tokat'ın en büyük ilçesi..öyle ki Evliya Çelebi bile şehri gezdikten sonra "Zilede tüm camilerden bir ip geçirsen tüm evlerin üstünden geçer" demiş. Kaleden baktığınızda bi tek minare görürsünüz bol bol..

Ayrıca leblebinin en güzel yapıldığı yerdir. Efendim Türkiye genelinde bilinir ki Çorum leblebisiyle meşhurdur. hayır bu tamamen bir aldatmacadır. Çorumda leblebi yapan ustalar Zileden gitmedir. yani çorumda satılan leblebiler aslında Zile leblebisidir. Ancak Çorumun şehirlerarası bir kavşak noktası olması adının böyle anılmasına yol açmıştır. hatta yarışmalarda Zile leblebisi daha başarılı sonuçlar elde etmiştir. Zile TV de izlediğim  Ahmet Güripek isimli Zilenin köklü leblebicisi böyle anlatmıştır.

 "Zileli her işi hileli" veya "Zileli işi gücü hileli" diye de bir deyim vardır. Zilelilerin çok akıllı ve kurnaz olduklarını ifade eder.

Şehrin tam ortasında Karadenizin en güzel geniş ferah üzerinde gezildiğinde insana mutluluk veren Kalesi vardır ,Ninovalı bir prensesin yaptırdığı rivayet edilir, yapım tarihi bilinmemektedir.

Kale kapısının kemeri üzerinde gayet mamur gözetleme kulesi bulunur,çümle kapısı güneş batımı yönündedir,kapısı kalın kalaslardan olup kapandığında arkasından sürgülenerek emniyet alınır, böyle yapılmıştır,kale içinde zaire ambarları mevcutmuş,taki fethinden beri darı ,buğday,pirinç,peksimet ile doldurulur imiş.diğer aletler silah ve cephane hesapsız bulunurmuş,içinde üçyüz hane ev ,su sarnıçları mevcut imiş

Kaleye giden eski  yol, Belediyemiz tarafından gayet güzel şanına yakışır vaziyette yapılarak hizmete açılmıştır.kenarında da güzel bir park. ortasında bir kestane ağacı varki Tokat vilayetinde böyle ağaç bulamazsınız vesselam,hele birde gölgesinde 5 dakika oturup dinlenseniz gün boyu uyumuş gibi olursunuz,zinde bir halde işlerinize devam edebilirsiniz.

Kalesinde bulunan Veni Vidi Vici yazılı anıt yıllar önce çalınmış ve şu an insanlara imitasyonu gösterilmektedir. Ayrıca kalenin içindeki arzın dibine inen mağara ile ilgili bir çok hikayelere anlatılmaktadır ( içinde altın varmış insan iskeletleriyle doluymuş vesselam...Hakikat nedir nasıldır doğrumudur yanlışmıdır kimse bilmiyor.)

Bir rıvayette ağzı kalenin kuzey batı kesiminde bulunan , karşı Saraç köyüne çıkan  tunel var imiş ,öyleki Saraç köyünden çobanlar tarafından tunelle gönderilen koyun,kuzular Zileden sahipleri tarafından alınırmış.doğrumu yanlışmı bilemem gözümle görmedim,ama büyüklerimizden duyduklarımız bu şekildedir vesselam.
Vakti zamanında Saraç köyü yaylalarında Zile ahalisinin 50 bin koyunu ve keçisi ,camuşu ve sığırı var imiş..Bütün çobanlar bu hayvanları sağıp sütünü Saraç Köyündeki ufak havuza döker,ordan  yer altından tunel vasıtasıyle toprak borular içinden 3 saatlik yoldan sonra mamur Zile kalasındaki havuzlara dökülürmüş ,sürü sahipleri kendi aralarında gelen sütü paylaşırlar imiş,keza bazı günler,buradan bütün Zile ahalisine parasız dağıtılır imiş,artanı mutbaklarında kullanılır imiş,keza Zilenin çökeliği,peyniri çok meşhurdur.

Zile Şehrinin güzel emtialarından biride bağlarındaki ceviz ağaçlarıdır,cihanı tutmuştur.şahdane kağıt gibi ince kabuğu olur,vesselam badem lezzetinde gayet güzel bir ceviz olup meşhurdur, bundan meşhur zile kömesi yapılır.

"Zileliyiz dediler
Bir kazan batı yediler
Daha da yokmu dediler
Ağam gel bidanem gel
Gel gel şirin zileye gel"

Diye Türküleri vardır bağlarda kiraz zamanı cümle alem toplanırlar bir koro halinde el çırparak bütün bağ sakinleri bu türküyü coşku ve neşe içinde seranat eylerler ,cilvelenirler halay ,çekerler,kurtlarını dökerler vesselam.

 Zile şehrinin kuzeyinde  ,içinde göğe baş uzatmış büyük ağaçlar bulunan,Dere boğazı denilen yer vardır (Başında köy olan Dere Başı) burası gezinti yeridir,Şehrin cümle bilgi erbabı burada eğlenirler cilvenirler, Buralar yaz mevsimlerinde gayet esintili,rüzgarlı havadar sanki bahar mevsimindeymiş gibi ferahlığı vardır, Bu vadide çeşitli çicekler ve nebatad bulunduğundan köylerinde o kadar has ve beyaz bal olurki Allah bilir beyaz tülbentden fark olunmaz .Yiyene asla hararet vermeyip güzel kokusundan insanın damağı kokulanır. Buranın
derelerinde su hiç kesilmez çümle arzda su kalmasa buranın suyu yeter ,bu su şehre doğru akar, eskilerde 7 adet un değirmeni döndürürmüş rahmetli dedemden dinlemiştim,şimdilerde 1 adet kalmıştır bu değirmenden ,halen çalışmaktadır unu çok mükemmeldir o dereceki zile dışındaki insanlar telefonla sipariş verirler değirmenci Hamdi efendi kargo ile mallarını yollamaktadır,un helvası ,çöreği ,işgefesi,ketesi gayet leziz olur vesselam.

Şimdilerde buraya bir gölet yapmak için şehrimizin kıymetli çalışkan Şehri Eminimiz,Reisimiz,Dizdar'ımız "Lütfü Efendi" uğraşmaktadır,öyleki başkentten haritacılar gelmiş çeşitli alet ve edevatlarla ölçmelerde bulunmuş, kulağımla duydum suyun yüksekliği 80 metre olacakmış,Gölün bir ucu derebaşında diğer ucu yünlü köyünde olacakmış,seneye biter inşallah

Yine buradan Amasyaya yol geçecekmiş mühendisden işittiğimiz Zileden arabayı 3.vitese alacakmışız Amasyaya vites düşürmeden bu şekilde gidecekmişiz haydi hayırlısı

Zile Amasya arası 43 km olacakmış,zaten vakti zamanında Amasya Turhal arasındaki yol Zileden geçecekmiş , Amasyadan sonra 10.km de yolu döndermişler Turhala (orada yol 90 derece sola döner Zile levhası vardır) vesselam

Zile şehrinin güneyi ise sıra dağlarla çevrilidir,üzerinde yörenin meşhur ULU yaylaları mevcuttur öyle yüksek dağdırki adına Deveci dağı derler ancak develerle geçerlermiş o dağları.Yaylaların içinde binlerce adam,yüzbinlerce hayvanat rahat,rahat seyran ve devran ederler.nice boy türkmenler bu yaylalarda cilvelenirler de birbirlerinden haberleri olmaz.bu yüksek dağlarda olan bitki ve ot,çiçek ve ilaca yarayan ağaç bir diyar yaylasında yoktur,nice bin kaynak pınarları vardırki ab-ı hayattan nişan verirler,böyle geniş dağlardır vesselam.

25 nisan 1995 tarihinde kurulan, Zile TV adında televizyon kanalına sahiptir.Sahibi Hüseyin efendi  ise gayet çalışkan bir işletmeci olup Zilenin neresinde ,maden var, içme suyu var ,hepsini ortaya çıkararak memleketine faydalı olmaya çalışmıştır o dereceki Zile Alaca Ankara yolunu bakanlara tepsi tepsi baklava (Rüşvet Tabiiki) yedirerek, eşşeklerin üzerinde protesto yolculuğu yaparak, yaptırmıştır.Cümle Zile Ahalisi Hüseyin efendiye  minnettardır, O dereceki:

---Yol hizmete açılırsa deve kurban edeceğim,

Diyerek büyük konuşmuş sonrada devenin parasını Zile ahalisinin cümlesinden toplayarak deveyi getirtmiş, deveye Zile içerisinde gayet tantanalı bir şekilde mehteranlı alay kurmuş,merasim yapmış, hocaefendiler eşliğinde dualarla kurban etmiştir.
Devenin etini ise Ziledeki cümle Ümmeti Muhammede dağıtarak ,Sözünü yerine getirmiştir.

1 yorum:

zulcenah dedi ki...

Süper Bir site Ben şimdiye kadar nasıl görmemişim, hayret doğrusu :)
4-5 saattir inceledim üstelik okudum , özellikle sözlük, adetler, inançlar bazı anlatımlar yöre agzı ile yazılmış şahane... Siteyi yapanın bilgileri toplayanın , emeği geçen herkesin eline sağlık ,Sagolsun var olsunlar....